Kozmokitap - Kitap Yorumları

Kozmokitap

Gecenin Aynası - İrene Hannon || Kitap Yorumu

Gecenin Aynası


 

“Hayatını altüst edecek sırların varsa korku her an ensendedir.”
 

     Polisiye kitapları her daim sevmişimdir. İnternette Gecenin Aynası' nı görünce merak etmiştim. Bende gerilim kitabı hissi uyandırdı kitap. Bunu mutlaka okumalıyım dedim ve almadım tabii ki :))) İndirimi bekledim. İnternette kitap 12-13 TL ye düştü tam alayım derken markette 5 TL ye buldum kitabı. İnanamadım başta tabii. Marketler sağ olsun bütçemizi düşünüyorlar.

   Gazeteci Moira yağmurlu bir gecede , ıssız bir yolda araba kullanırken önüne bir kadın fırlar. Sertçe frene basana araba kaymaya başlar ve ormanda bir ağaca çarpıp durur. Bir adam yardıma gelir , sonrasında Moira bayılır. Kendine geldiğinde ne adam ne de kadın vardır ve adam yardımda çağırmamıştır. 911 ı arar Moira fakat gelen kimse ona inanmaz. Beyin sarsıntısı sonucu hayal gördüğü düşünülür.

   Hayatına geri dönen Moira, o kadını bir türlü unutamaz. Bu olayı araştırması için bir özel dedektif ile anlaşır. Olayı araştırmaya devam ettikçe bambaşka bir gerçek açığa çıkacaktır....

   Hızla okunan polisiye ve romantik bir kitaptı Gecenin Aynası. Tam kıvamında, yazar dozunu iyi ayarlamış. Kafa dinlemek için okunabilecek kitaplardan. Kitabı okuyup bitirdikten sonra tek takıldığım nokta ismi oldu. " Gecenin Aynası " ne alaka? ?? Konu ile hiçbir bağı yok ismin. Dikkat çekmek için bu ismi koymuş olabilirler fakat olmamış ....


Kitap hakkında yazılanlar :

   “Oldukça sürükleyici ve merak uyandıran bir hikâye… Bir kez okumaya başladınız mı son sayfasına kadar dünyadan kopacağınız, bağımlılık yaratacak türden bir roman.”

                  -  New York Journal of Books -

    “İki RITA ödülü kazanan Hannon’ın romanı, hızlı temposu ve ilgi uyandıran karakterleriyle, ilham verici kurguları sevenler için mükemmel bir seçim haline geliyor.”

                  -  Booklist  -

    “Bu kitapta romans, gizem, bilinmezlik ve gerilimi yoğun bir şekilde harmanlamış olan Hannon, okurlarını oldukça şaşırtıcı ve gizemli karakterlerle de buluşturmayı başarmış.”

                  -  Suspense Magazine  -







Gecenin Aynası
Kitabın Adı : Gecenin Aynası
Yazar : İrene Hannon
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : Vanished
Çevirmen : Gülfem Çırak
Sayfa Sayısı : 412

    Gazeteci Moira Harrison yağmurlu bir gecede, arabasıyla ıssız bir yolda kaybolur. Güçlükle ilerlemeye çalışırken kendisine dehşet dolu gözlerle bakan birini gördüğünde frene asılır fakat geç kalmıştır.


    O sırada bir adam ortaya çıkar ve yardım çağıracağını söyler. Ardından dünya kararır. Moira kendine geldiğinde yapayalnızdır. Etrafta kazazede de dahil hiç kimse yoktur. Genç kadın yolda gördüğü kişinin korku dolu gözlerini unutamasa da kimseyi hikâyesine inandıramaz. Ta ki yardım için kapısını çaldığı Dedektif Cal Burke’le tanışana dek.
    İpuçları ortaya çıktıkça, birilerinin insanın kanını donduracak türden bir gerçeği saklamaya çalıştığı anlaşılır. Moira ve Cal bu ölümcül sırrın yolunda iz sürerken, aşkın peşine düştüklerinden de habersizdirler.

                                                            Kozmokitap

Yunus Bektaşoğlu’ndan Güçlü Bir Distopya: “Eradikasyon”


Eradikasyon


   Yunus Bektaşoğlu’nun labirentlerle dolu ilk romanı “Eradikasyon”, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Şaşırtıcı bir dile ve kurguya sahip olan Eradikasyon, edebiyat okuruna yeni bir okuma önerisini müjdeliyor. Bu ilk romanında Bektaşoğlu, dilin ve anlatımın sınırlarını zorlayan bir esere imza atıyor. İç metinlerle bezeli eserin distopik yapısı, zorlu bir yolculuğa davet niteliğinde. Kitabın arka kapak yazısında okura şöyle sesleniliyor: “Bir gece kapına gelecekler ve ellerinde tuttuklarını sana uzatacaklar, ‘Bu senin suçun.’ Hakkın varmış gibi korkacaksın. Bir anlamın varmış gibi titreyeceksin ve kurabildiğin tek cümleyle olabildiğin tek şey olan reddedilmişliğinle itiraz edeceksin, ‘O bir suç değil, ceset.’ İşte o zaman sabırsızlıkla bekledikleri an gelmiş olacak ve seni kelepçeleyecekler. Sonra da haykıracaklar yüzüne ve bu hakaret senin özün olacak, ‘O zaman neden ölmedin şimdiye kadar?’ Orada duran şey elbette bir ceset değil, o senin geleceğin. Ve sana ne olduğunu unutturmamak için ellerinden geleni yapacaklar. Anlamadın mı hâlâ insan? Bu kadar mı aciz, bu kadar mı güçsüzsün? O zaman sana hepsinin özünü anlatayım: gün gelecek seni yaşadığın için suçlayacaklar.” Eradikasyon, hayatın ezici üstünlüğüne ve yok ediciliğine edebiyatla, sözcüklerle direnmek, cevap vermek isteyen herkes için aykırı bir metin. Meraklı okuru cezbedecek güçte başarılı bir eser.

Eradikasyon, Yunus Bektaşoğlu, Roman, Yitik Ülke Yayınları, Kasım 2017, 196 sf., 21 TL




                                                            Kozmokitap

Efendi Uyanıyor - H.G. Wells || Kitap Yorumu

Efendi Uyanıyor - H.G. Wells



   H.G. Wells okumayı çok istediğim bir yazardı. Yazarın kitaplarını topladım fakat okumaya başlamak için Efendi Uyanıyor 'un da elimde olmasını istedim. Çünkü yazarı okumaya "Edebiyatın ilk distopyası " kabul edilen " Efendi Uyanıyor " ile başlamak istedim.

    Çok yorgun olduğunuz günlerde 'bıraksalar da şöyle birkaç gün uyusam 'dediğimiz olmuştur . Uzun süre uyumak isteriz fakat bu mümkün değil. Vücudumuz dinlendiği an gözler açılıyor. Biz ne kadar yataktan çıkmak istemesek de tekrar uyuyamıyoruz.

    Kitabımızın kahramanı Graham da uykusuzluktan muzdarip birisi. Karşılaştığı bir yabancı durumuna üzülüp onu evine götürür. Bu yabancının evinde Graham uyuyakalır. Ama ne uyumak ....

     Graham uyandığında bir -iki saat uyuduğunu düşünür. Etrafına baktığında ise şaşkınlık içindedir çünkü nerede olduğunu anlayamaz. Çevresindeki insanlar daha şaşkınlık çünkü kimse onun uyanacağına inanmamaktadır. Graham zor da olsa sonunda gerçeği öğrenir. Tam 203 yıl uyumuştur, gerçi doktorlar buna bir tür trans hali demektedirler.

Efendi Uyanıyor - H.G. Wells


   " O Dünyanın Efendisi'ydi ,dünyanın sahibiydi! Yeni çağ, kelimenin tam anlamıyla onun çağıydı. "


    Graham bıraktığından tamamen farklı dünyadadır artık. Teknoloji farklı, siyaset farklı ve ahlak anlayışı farklı.... Sıradan bir insan olarak uyuyan Graham zengin bir insan olarak uyanır. O uyurken mal varlığı bir konsey tarafından işletilmiştir ve Graham artık dünyanın en zengin kişisi olmasının yanında dünyanın da sahibidir, efendisidir.

   Bu farklı dünyaya, bir çatışmanın ortasında uyanıyor Graham. Konsey ve devrimciler çatışmaktadır. Halk fakir ve çoğu köle pozisyondadır. Daha iyi bir gelecek hayal edilirken kabus bir geleceğe uyanmıştır Graham. Şimdi hangi tarafı seçecektir : Konseyi mi devrimcileri mi ???

   Beklediğimden çok çok daha güzel bir kitap ile karşılaştım Efendi Uyanıyor 'u okurken. Yazarın kalemi, anlatım gücü ve okuyucuyu etkileme gücü muhteşem. Yazıldığı dönem göz önüne alındığında ise kitabın başarısı ve yazarın hayal günü beni hayran bıraktı. Görünen ve görünenin arkasını çok güzel betimliyor yazar. Kitabın sonu beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Kitap Hakkında Yazılanlar: 

"Wells'in en çarpıcı yönü, edebiyatın klişeleşmiş yanlarına yeni bir soluk getirip canlılık katması..."
   
                              -   The Spectator  -

"Politik bilim-kurgu ve distopya severler için kaçırılmaması gereken bir eser..."

                            -   Times Literary Supplement  -






Efendi Uyanıyor - H.G. Wells
Kitabın Adı :Efendi Uyanıyor
Yazar :H.G. Wells
Yayınevi :Maya Kitap
Orjinal adı : The Sleeper Awekes
Çevirmen :Egemen Yılgür
Sayfa Sayısı :288

   Nadir görülen bir uykusuzluk hastalığından mustarip olan Graham en sonunda uyumayı başarır. Ne var ki bu kez 200 yıllık trans halinde bir uykuya dalacaktır. Uyandığında ise, banka hesabına işleyen faizler sayesinde dünyanın en zengin ve en güçlü adamı olduğunu öğrenir. O artık bambaşka ve hiç tanımadığı bir dünyada yaşamaktadır. Dünyanın tek efendisi ve sahibi odur! Graham uyuduğu sırada servetini idare eden Konsey, tüm gezegene hüküm süren son derece karanlık ve acımasız bir sistem kurmuştur. Oysa insanların bir kurtarıcı olarak gördüğü Graham'dan beklenen, toplumu bu korkunç despotlardan kurtarmasıdır. Bir distopya klasiği ve politik bilimkurgu türünün en iyi örneklerinden biri olan Wells'in bu başyapıtı, okuru fantastik bir maceraya sürüklüyor.
  Günümüzden 114 yıl önce yazılmış olmasına rağmen geleceğe dair tahminlerin yanı sıra toplumsal adaletsizlikle boğuşan bir dünyayı tasvir eden Efendi Uyanıyor , Wells'in klasikleşmiş eserlerinden biri. 


                                                            Kozmokitap

Sardalye Sokağı - John Steinbeck || Kitap Yorumu

Sardalye Sokağı


Okuduğum üçüncü Steinbeck kitabı Sardalye Sokağı . Birçok renkli kişiliği içinde barındırıyor bu sokak. Bilim adamından fahişesine, yoksulundan gıda satıcısı kadar herkes var bu sokakta. Her bir karakter aslında başlı başına bir öykü. Yeni bir mahalleye taşındığınız zaman insanları tanıyasıya ve uyum sağlayasıya kadar bir zaman geçer ya, işte ben de kitaba başlayınca böyle bir zamana ihtiyacım oldu. Sokak sakinlerini tanımak ve kitaba alışmak için. Öyle ilk sayfadan içine çekmedi beni kitap. Bir 40 sayfa okudum  sonra hooop kitabın içindeyim! !!!






        Konu olarak öyle çok farklı ya da ilginç bir konu değil aslında. Yazar bir sokakta olanları, yaşam tarzlarını, ceplerinde parası olmasa bile son içkisini paylaşanları anlatıyor kitapta. Yaşayan bir sokak Sardalye Sokağı. Yazarın anlatım tarzı ve mizahı kitabı okutuyor, sizi içine alıyor. Bu da yazarın başarısı.

#1nobel1klasik etkinliğinin ilk kitabını bitirmiş oldum. Kalabalık bir grup ile okumak çok keyifliydi. İlk defa#johnsteinbeck okumak isteyenler #inci kitabı ile yazarla tanışabilirler. #sardalyesokağı nın ilk tanışma için uygun olduğunu düşünmüyorum. . . .



Sardalye Sokağı


Kitabın Adı : Sardalye Sokağı
Yazar : John Steinbeck
Yayınevi : Sel Yayınları
Orjinal adı :Cannery Row
Çevirmen : Püren Özgören
Sayfa Sayısı :191


    Konserveciliğin zirveye ulaştığı 1930’lar Amerikası’nda fabrika işçilerinin yanı sıra sanatçılar, bilim insanları, fahişeler ve serserilerin bir arada yaşadığı bir dünyadır Sardalye Sokağı. Memleketi California’daki bu küçük sokağın tüm renkliliğini, canlılığını, yaşanılan çelişkileri ve kavgaları okurla buluşturan John Steinbeck, gerçek hayattan esinlenerek unutulmaz karakterler yaratır. Renkli tiplemelerin ve olayların süslediği hikâyede, çalışmayı, düzenli bir hayat sürmeyi, sıradanlaşmayı inatla reddeden Mack’in başını çektiği aylak takımı sistemin dışında yaşamanın, sömürü çarklarına başkaldırmanın, dayanışmanın, ihtiyaç duyulan kadarıyla yetinmenin ete kemiğe bürünmüş halidir.

    Her insan gibi hata yapan, kimi zaman coşan, kimi zaman hayata küsen, planlarını her zaman istediği gibi hayata geçiremeyen tüm tanıdık karakterlerin sıradan yaşamlarından sarsıcı kesitlerle gerçek dünyayı usta yazar Steinbeck’in gözlerinden görmek isteyenler için...


                                                  &n
bsp;         Kozmokitap

“Kore Öyküleri” Türkçede !


Kore Öyküleri


“Kore Öyküleri” adlı kitapta 11 önemli yazarın ilk kez Türkçeye çevrilen öyküleri yer almakta. Yitik Ülke Yayınları'nca yayımlanan “Kore Öyküleri”ni Hatice Köroğlu Türközü dilimize kazandırdı.

Kitapta yer alan eserler Kore’nin Japon sömürgesi altında bulunduğu dönemlerde, sömürge altındayken bile kalemlerini bırakmayan Koreli yazarların öyküleri. Modern Kore Edebiyatı’nın yükselişi ve toplumun modernleşmesi, geleneksel sosyo-politik düzenin yıkılışı ve Japon emperyalizminin acı tecrübesinin başlangıç aşamasında olduğu bir dönem olarak düşünülebilir. 1910 yılından 1945 yılına değin Kore; bağımsız bir devlet olarak değil, kültürel bir varlık olarak tam 35 yıl mevcudiyetini sürdürmüştür. Bu dönemin yazarları, sömürge gerçeği ile çatışmaya başlayıp sosyalizm düşüncesini edebiyat yoluyla topluma aşılamak için çaba göstermiştir. Yom Sang Seob, Kim Dong In, Na To Hyang, Jeon Yeong Taek, Kye Yong Muk, Hyon Jin Gon, Ju Yo Seop, Lee Tae Jun ve Yi Sang gibi yazarlara yer veren “Kore Öyküleri”, bu dönemin 11 önemli öykücüsünden 11 güçlü öyküyü bir araya getiriyor. Farklı bir okuma yapmak isteyenler için özel bir okuma önerisi.

Kore Öyküleri, derleme, Yitik Ülke Yayınları, Çeviren: Hatice Köroğlu Türközü, 256 sf., Kasım 2017, 27 TL





                                                            Kozmokitap

Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu || Kitap Yorumu


Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu

  Bırakma Ellerimi , Ayşegül Çiçekoğlu'nun yazdığı  ilk kitabı. Yazarın ilk kitabı şimdi tekrar basıma girdi ve ben bu yeni baskıyı okudum. Eski baskı nasıldı ya da içinde değişikliklere gidildi mi bilemiyorum. Fakat söyleyebilirim ki yazarın okuduğum ilk kitabı ve ben çok çok başarılı buldum.


   Birçok okuduğum romantik kitaplar gibi kitabı sadece hoşça vakit geçireceğim, gülümseyeceğim pembik bir kitap zannettim okumaya başlamadan önce. Fakat kitap beklentimin çok çok üzerinde çıktı. Yazarın birçok kitabı olsa da bu ilk kitabı idi ve birçok ilk kitapta olduğu gibi eksiklikler olabilir demiştim. Fakat tam aksine kitabı çok profesyonel buldum. Ayşegül Hanım'ın kalemine vuruldum ve bundan sonra sürekli okuyacağım bir kitap oldu.

   Kitapta aşk, acı , hayal kırıklığı, umut, aldatılma, körü körüne bağlanma, güven ve yaşama tekrar tutunma gibi duygular anlatılmış. Yazar her bir duyguyu başarı ile anlatmış. O kadar ki okurken karakterler gözünüzün önünde canlanıyor ve bazen yakalarından tutup sarsmak, kendine gel bu kadar da olmaz demek istiyorsunuz.

  Romantik temelli bir kitap olsa da içerisinde birçok  alt mesaj da barındırıyor kitap. Toplumsal bazı yanlış inanışlar ve sorunlar da diyebiliriz bunlara. Her ne kadar olur mu öyle şey modern bir toplum olduk , bu devirde de olur mu denilse de maalesef oluyor böyle şeyler. Neler derseniz biraz konudan bahsederken bu sorunlardan da bahsedeceğim.

    " Mantığında, duygularında 'Evet ' ise peşinden gitmelisin. Ama ' Hayır 'cevabını veriyorsan o zaman onu tamamen hayatından çıkarmalısın. Belkiler senin için zaman kaybından başka bir şey değildir. Ve zaman beklemez akıp gider. ''

  Elif.... 23 yaşında gencecik bir genç kız. Mesleği elinde , çalışıyor. İlk aşkı ilk göz ağrısı, çocukluk arkadaşı Toprak ile 2 yıldır evlidir. Birbirlerini on yıldır tanıyan ve birbirlerinin her şeyi olan iki gencin aşkı evlilik ile noktalanmıştır. Elif her şeyin yolunda gittiğini zannederken Toprak bu evlilikte boğulduğunu söyler ve Elif'i terk eder. Şok olan Elif , Toprak'ın kendisinden vazgeçemeyeceğini düşünüp onu beklese de eline geçen tek şey mahkeme celbi olur.


    Bu noktada Elif'e çok kızdım. Toprak'a kızmadın mı derseniz onu bir kaşık suda boğabilirim. Fakat Elif... Tamam ilk aşkın, tamam acı çekiyorsun anladım da bu kadar senin gururunla oynayan, hiç bir açıklama bile yapmadan terk eden birisi için bu kadar acı çekip onu beklemek , bir ısılığı ile tekrar peşine düşecek hale gelmek olur mu.... Bu şekilde davranan birisine tekrar güvenile bilir mi????

  Bulunduğu şehirde iyi olamayacağını ve kendini toparlayamayacağını anlayan Elif İstanbul'a taşınır ve orada kendisine yeni bir iş bulur. Bu şehirde yaraları sarılacak, umut , güven ve aşkı bulacaktır....


    Türk filmi tadında bazen kızıp bazen gülümsediğim , içimi sıcak duygularla dolduran bir kitap okudum. Elif ve toprağın yaptığı gibi bu kadar erken yaşta evlenmek yanlıştı belki de... Ya da birbirlerinden başka kimseleri tanımamış iki insan birbirinden bir süre sonra sıkılabilir mi? Bu sadece Toprak'ın karakterine mi özgü??  Dul olan gencecik bir kıza asılmak ve ona iftira atmak doğru bir davranış mı??? Günümüz toplumunda hala böyle insanlar var mı??? Seni bırakan birisinin arkasından ona saplanıp kalmak doğru mu? Seni bir defa terk eden tekrar terk etmez mi?? Kendi kendime bir çok soru sordum kitabı okurken. Hem eğlendim hem de düşündüm okuma sürecinde. Sonuç olarak ise kitaplığım harika bir kitap kazanmış ben de harika bir yazarla tanışmış oldum.

         Tavsiye ederim , okuyunuz, okutunuz  ...






Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu
Kitabın Adı :Bırakma Ellerimi
Yazar : Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi :Müptela Yayınevi
Sayfa Sayısı :521


“Koltukta oturmuş, biraz önce sevdiğim adamın söylediği kelimeleri doğru anlayıp anlamadığımı düşünüyordum. Karşımda gözünü kırpmadan bana bakıyordu. O gözlerde hiçbir duygu yakalayamadım. Biraz acıma vardı belki ama sevgi hiç yoktu. Bu bir rüya olmalıydı. Evet, biraz sonra uyanacak ve oh çok şükür rüyaymış diyecektim. Çünkü bu, rüyadan başka bir şey olamazdı. Böyle şeyler ancak rüyalarımızda başımıza gelebilirdi. Gerçek hayatta bunun olması mümkün değildi. Üstelik biz daha yeni evliydik. İki yıllık evlilik yeni sayılırdı, değil mi?” Romanlarda okudukları mutlu sonlara, kendi hikâyesinde yer olmadığını anladıklarında henüz iki yıllık evliydi Toprak ile Elif; Toprak şimdiyse, gitmek istiyordu. Elif’i ardında bırakıp giderken gerçekten mutlu olabilecek miydi, bilmiyordu. Bildiği tek şey, artık Elif ile de mutlu olamadığıydı. Elif, birlikte büyüdüğü ilk aşkı ile evlenip mutluluğu yakaladığına inanarak yanılmış mıydı? Toprak'ın gitmesiyle ailesini, işini, arkadaşlarını bırakarak hiç bilmediği başka bir şehirde onu unutmaya çalışacaktı. Bırakılan elleri bir başkası tarafından tutulduğunda gerçek aşkı bulacak, hayatına giren yeni Toprak ile ilkinin acılarını silebilecek miydi? Yoksa ilki gibi, o da bir yanılgı mı olacaktı? Bırakma Ellerimi; umudun, güvenin ve yeniden sevmenin hikâyesi…


                                                            Kozmokitap

Öldüm Çık - Perihan Gün || Kitap Yorumu

Öldüm Çık - Perihan Gün



" İnsanın kendine üzülmesi her şeyden daha vahim bir şeymiş. Başımı öne çevirip asansöre bindiğimde dolu gözlerimle aynaya bakarken, gözyaşlarım akmasın diye başımı yukarı kaldırdığımda öğrendim. "

Perihan Gül 'ün kaleminden Öldüm Çık, Koridor Yayınlarının son çıkan kitaplarından. Kitabın ismi onu okumak istemem için en büyük sebep oldu. Ne konuyu araştırdım ne de yazar kimmiş baktım. Kitabın ismini duyduğum an ben kendine çekti ve okudum ...

Gerçek olaylardan esinlenerek yazıldığını okuduğum zaman kitap benim için daha önemli oldu. Gerçek olaylar ve onlardan beslenen kurgular her zaman ilgimi çekmiştir. Eminim aranızda benim gibi düşünenler vardır. Çünkü kurgu bir yere kadar...





Kuzeninin dövülerek ağır yaralanması ve ölmesi ile başlıyor kitap. Bu olay toplumsal olarak büyük bir yaramız. Gerçek hayatta da yazarın kuzeni , platonik olarak ona aşık birisi tarafından öldürülmüş. Acı, tarif edilemez isyanlar, sessiz feryatlar yazarın kalemi ile can buluyor. Hissettiği acı ve veremediği tepkiler okuyucuya kalemi aracılığı ile yansıtılıyor. Yazar kaçışı alkolde buluyor. Herkesin tepkisi ve acıyı yaşama biçimi farklıdır.

Bu olaydan sonra bulunduğu ortamdan uzaklaşmak isteyen Perihan iş ve şehir değişikliğine gider ki bu noktada da farklı bir olay ile yüzleşmek zorunda kalır...

Sosyal medyanın ve akıllı telefonların yaşamımızda çok fazla yer kapladığı günümüzde arkadaşlıklar da sanallaştı. Yüzünü görmediğimiz , sesini duymadığınız insanlar ile haberleşiyor, dertleşiyoruz. Her ne kadar bunun tehlikeleri hakkında bas bas bağırsa da , bu uyarıları önemsemeyen bir grup da var. Aman ne olacak ki ??? diyen !!!

Perihan Gün de kitabında bize bu olumsuzlukları kurgulaştırarak anlamış. Bu olumsuzluklardan çevremde denk gelen, birebir tanık olduğum olaylar da oldu. Bu büyülü dünyanın aslında göründüğü gibi olmadığını fark ederek içerinde olursak kendimizi bir nebze korumuş oluruz.

Perihan Gün 'de kitabında bir yerde sosyal medya fenomeni olduğunu belirtmiş. Bu noktaya kadar yazarı araştırmayan ben bu noktada merakımı yenik düşüp araştırdım. Twitter ve instagramda takipçi sayısı fazla imiş kendisinin. Ben kendisinden bu kitap sayesinde haberdar oldum, öncesinde tanımıyorum. Zaten bir kitabı bitirdikten sonra blogda yazmadan önce tüm yazarları araştırırım yanlış bir bilgi vermemek adına.


Öldüm Çık - Perihan Gün


Hızla okunan , akıcı bir kitap olmuş Öldüm Çık. Sevdiğim ve sevmediğim bölümler , katıldığım ve katılmadığım fikirler ve eleştirip kızdığım davranışlar oldu. Genel olarak baktığımda ise günümüz sorununa değindiğini söyleyebilirim.

Son olarak ise benim takıldığım nokta, yazar kitapta " Ve şimdi kitabı elinde tutan diğer okuyanlar... Bir sigara yakıp siz de şarkıyı dinlerseniz, size de teşekkürü borç bilirim. " diye bir paragraf yazmış. Şarkıyı seve seve dinlerim fakat ben sigara kullanmıyorum , vücudumu ve ciğerlerimi seviyorum. Birine sigara teklif eden insanların da dost olmadığını ve onların kötülüğünü düşündüğüne inanan birisi olarak bu paragraf farklı bir şekilde yazılsaydı diye düşünüyorum. Siz ne düşünürsünüz bilemiyorum ¿¿¿¿

Kitabın Adı : Öldüm Çık
Yazar : Perihan Gün
Yayınevi : Koridor Yayınları
Sayfa Sayısı : 296


İnsan hiç görmediği birini özleyebilir mi?

Ben içimden “Kanayıp ne kadar tutabilirsin gül uğruna dikeni,” diye mırıldanırken, Özlem’in “Bu şehirden gideceksin,” diyen sesi yankılanıyordu kulaklarımda. Doktorun “Zamanın daralıyor,” dediği dakikada, Tuana’yı sonsuzluğa uğurladığımız günün her saniyesindeydim. Şimdi ve bundan sonra yapacak hiçbir şeyim kalmadığını ilk defa bu kadar yürekten hissetmiştim.

Güvendiği tüm dağlara karlar yağan Perihan elindeki tek gidişlik bileti, kırık dökük umudunu sığdırdığı bavulu ve sırtına taktığı kemanıyla İstanbul’a gelmişti. Midesinde kelebekler uçuşturan, uykusunu kaçıran bir adamın peşinde saklambaç oyununa dönen hayatını tepetaklak eden soruların tuzağına mı düşecekti yoksa kalbini inatla aynı yerden kıran kadere külahını ters mi giydirecekti?


                                                            Kozmokitap

Gece Fısıltıları - Judiht McNaught || Kitap Yorumu


Gece Fısıltıları - Judith McNaught

  İsmini sürekli duyduğum ve kitaplarını neredeyse herkesin sevdiği bir yazar olan Judiht  McNaught'ın okuduğum ilk kitabı Gece Fısıltıları .

  Kitabı kesin beğeneceğimi düşünerek okumaya başlamadım. Çünkü herkesin beğendiğini söylediği , sosyal medyada herkesiz ayılıp bayıldığı bazı kitaplar bende hayal kırıklığı yarattı . O yüzden kendim bir karar vermek için kitabı görünce satın aldım. Söylenenler gerçek olabilir mi , yoksa abartılıyor mu? Kendi gözlerimle görmemde fayda vardı. Migrosta kitabı indirimde görünce hemen aldım ve okumaya başladım.


  Yazarın kitaplarını tamamen pembiş romantik kitaplar zannediyordum. Okumaya başladıktan sonra ne kadar yanıldığımı anladım. Kitapta romantizmin yanı sıra gerilim polisiye karışımı bir şey vardı. Net olarak hangi sınıfa koyacağıma karar veremediğim için böyle bir tabir kullanıyorum .






   Sloan bir polis memurudur. O küçükken babası annesi ve onu bırakıp gitmiştir. Yıllar sonra gelen bir telefon ile babası tekrar hayatına girmek istiyor ve onun ile tanışmak istiyordur. Babasına karşı tepkili olan Sloan onunla tanışmak istememektedir. Fakat bir FBI ajanının babası ile ilgili bir soruşturma olduğu ve unun da kendilerine yardım etmesi gerektiğini söylemesi üzerine babasının yanına gitmeye razı olur Sloan . Farklı bir meslekten gibi yaparak babasının yanına giden Sloan , FBI ajanını da arkadaşı olarak tanıtır. Burada ailesinin bilmediği kısmını tanıyan Sloan aşkı da bulur. Fakat işler o kadar da toz pembe olarak devam etmez....

  Kitap konu olarak ve yazarın anlatımı bakımından çok hoşuma gitti. Yazar gerçekten de anlatıldığı kadar varmış. Şimdi yazarın diğer kitaplarına da denk gelirsem alıp okuyacağım. Özellikle Cennet kitabının çok güzel olduğu söyleniyor. Fakat kitabın basımı yok . Kitaba sahaflara gittiğimde hep bakıyorum. Nasıl olsa bir ara denk gelir. :)))

  Kitaptaki beğenmediğim noktalar yazardan değil yayınevinden kaynaklanıyor. Yayınevinin diğer kitapları kadar olmasa da bu kitapta da iki yerde yazım yanlışı vardı. Artık lütfen bu yanlışları yapmayalım .... Okuma sürecini çok kötü etkiliyor.

Kitap hakkında yazılanlar: 

* Popüler romanın en tanınmış yazarlarından olan Judith McNaught okuyucular için tam anlamıyla bir hazine.                     
               - Literary Times -

* Judith McNaught'ın, bir aşk romanın soluk kesici bir maceraya çeviren, eşi bulunmaz bir yeteneği var.
   
              - Naney R. E. O'Brien

Gece Fısıltıları - Judiht  McNaught
Kitabın Adı : Gece Fısıltıları
Yazar : Judiht  McNaught
Yayınevi : Epsilon Yayınları
Orjinal adı :Night Whispers
Çevirmen :Mine Atafırat
Sayfa Sayısı : 398


Küçük ve sakin bir kasabada polis olan Sloan Reynolds, güzel, akıllı, kendine güvenen ve herkesin sevdiği bir genç kadındır. Her zaman herkesin yardımına koşar; bir miniğin dallara takılan uçurtmasını indirmek için ağaca tırmanırken de, bir yaşlının kayıp köpeğini ararken de, hep aynı sevecenlik içindedir. Derken, otuz yıldır kendisini hiç aramamış olan babası, Sloan'ı, kız kardeşini ve kendisini yakından tanıyabilmesi için, son derece şık bir kasaba olan Palm Beach'e davet eder. Genç kız gitmek istemez, ancak FBI ajanı Paul Richardson devreye girer ve Palm Beach'te yapacağı bir araştırmaya yardımcı olabilmesi için, Sloan'ı bu teklifi kabul etmeye zorlar.
Sloan Palm Beach'e gider, yaşamı boyunca hiç karşılaşmadığı babasını, kız kardeşini, ninesini yakından tanır ve "Beyaz Atlı Prens"i ile karşılaşır. Yakıcı bir aşk yaşarken umulmadık gelişmeler olacak ve Sloan üzücü ikilemler yaşayacaktır.


                                                            Kozmokitap

Sakın Hata Yapma - Jane Casey || Kitap Yorumu

Sakın Hata Yapma - Jane Casey


  Her ayın beşinde bir Jane Casey etkinliğinde bu ay Keriggan serisinin beşinci kitabı Sakın Hata Yapma kitabını okuduk  .

  Jane Casey'in okumaya başlayınca bağımlılık yaptı ve her ayın beşini sabırsızlıkla beklemeye başladım. Bu kitap yani Sakın Hata Yapma da en çok merak ettiklerimden birisiydi. Büyük bir heyecan ile başladığım kitap bende hayal kırıklığı oldu.

  Kerrigan ve arkadaşları bir arkadaşlarının düğününe giderler. Düğünde bir polis memurunun vurularak öldürüldüğü haberi gelir ve konuyu araştırmak için bizim ekip harekete geçer.

   Bu olay araştırılırken farklı bölgede başka polis memurlarının öldürülmesi ile soruşturma bambaşka bir boyuta taşınır...





  Bu noktadan bakıldığında heyecanlı bir kitapmış gibi geliyor fakat tam eksi. Düğün bölümü  , konuşmalar olaylar fazla uzatılmıştır. Kİtap bir polisiyeden çok bir drama benzemiş benim kişisel fikrime göre. Kerrigan'ın kişisel sorunları, etrafına bakış açısı , olan bazı olaylar ve yazarın konuyu ele alış şekli sıkıcı olmuş. Evet tam terim bu ... Polisiye bir kitabı okurken sıkıldım. Hiç adrenalin ya da merak uyandırıcı unsurlar yoktu. Kitabın son 1/4 lük kesimi biraz güzeldi ve hareket vardı. Açıkçası kitabı biran önce bitirmek için acele ettim yoksa bıraksam bir daha elime almazdım.

   Üzgünüm Jane :( Şu ana kadar okuduğum kitapları arasında en sevmediğim ve kötü bulduğum kitabı oldu....

 




Kitabın Adı : Sakın Hata Yapma
Yazar : Jane Casey
Yayınevi : Olimpos Yayınları
Orjinal adı : The Kill
Çevirmen : Alp Ege
Sayfa Sayısı :480


Sakinleşmek için bir milyona kadar say... Hedefinde polislerin olduğu bir katil nasıl yakalanır? Bir katil Londra'ya korku salmaktadır ama bu defa hedefte polisler vardır. Erkek polis memurlarına karşı yapılan vahşice saldırıları soruşturmakla yine hemen Maeve Kerrigan ve amiri Josh Derwent görevlendirilmiştir. Ancak katilin polis gücüne duyduğu bu öfkeye neyin sebep olduğu hakkında çok az bilgileri vardır. Üstelik katilin yeni bir saldırı gerçekleştirmesinin an meselesi olduğunu da bilmektedirler. Casey, serinin yeni kitabı için hem çetrefilli bir bulmaca hem de şaşırtıcı bir partnerlik tasarlamış.


                                                            Kozmokitap

Büyük Kaçış Zemheri - Emine Doğan || Kitap Yorumu

Büyük Kaçış Zemheri - Emine Doğan


    Sessiz ol, ses çıkarma ve sakın dikkat çekme! Bunlar bana verilen hayatımdaki en öncelikli kurallardı. Ama nedendi, işte bunu bilmiyordum.     

   Altın bir kafes içerisine hapsedilmiş yaralı, çaresiz, kimsesiz bir kuştu Ayşe. Doğduğundan beri yaşadığı bu evde kimse ona sevgi göstermemiş hatta istendiğini dahi belli etmemiştir. Ev sahipleri onu istemezken çalışanların iyi davranması beklenebilir mi?

   Üniversiteyi bitirir bitirmez bir fırsatını bulup evden kaçar Ayşe. Kafesten dışarıya hiç çıkmamış bir kuş ne kadar hayatta kalabilir? Hele de peşinde vahşi , kana susamış avcılar varken... Tüm gücü ile kaçar Ayşe , bu kaçışı  Ali ile son bulur.

   Arkadaşları ile çıktığı bir gezide karanlıkta denk gelir Ali yaralı bir ceylana. Peşinde avcılar vardır ve acımaları da yoktur. Dayanamaz onun masumluğuna ve çaresizliğine , hemen kol kanat gerer ona..






   Harika bir kitap okuyup bitirdim. Kitap için yorumu nasıl yapsam diye düşünürken kitabın başında çiftin karşılaşmasını benim gözümden görün istedim. Ürkek bir kız Ayşe ve onun kaçışına yardım eden , sonra da onu koruyup kollayan ve onun ayaklarını sağlam basmasına yardım eden yakışıklı , sevimli  ve çekici Ali'nin öyküsünü okuyoruz kitapta.

  İkili arasındaki atışmalar , paslaşmalar çok sevimli . Yüzümde aptal bir gülümseme ile okudum kitabı. Bu ikili ve onların diyalogları beni bitirdi. Bir taraftan da Ayşe'nin geçmişini, kaçtığı insanları ve ne olacağını merak ettim. Hadi tam ortaya çıkacak derken kitabın bir seri olduğunu öğrendim.

Büyük Kaçış Zemheri - Emine Doğan


  Kitap tam da adından anlaşıldığı gibi Ayşe'nin büyük kaçışını anlatıyor. Bu kaçış sırasında olgunlaşırken aşkı da buluyor hiç ummadığı bir zamanda.

  Kitapta kaçış ve bu kaçışta hemen beyaz atlı prens ile karşılaşma ancak kitaplarda ve masallarda oluyor. Gerilim kitapları çok seven birisi olarak okuduğum her kitapta her an iyi adam zannedilen kişi kötü kurda dönüşecek diye düşünmeden edemiyorum. Ya da farklı bir şekilde komplo teorileri üretiyorum. Kitap macera ve romantizm ağırlıklı olduğundan - romantizm daha ağır basıyor - teorilerimden hiç birisi gerçekleşmedi. Gerçi bu serinin ilk kitabı . Diğer kitaplarda bekleyip göreceğim bakalım benim teorilerim gerçekleşecek mi?

  Romantik kitap severler bu kitaba bayılacaklardır. Tavsiye derim :)))





Kitabın Adı :Büyük Kaçış Zemheri
Yazar :Emine Doğan
Yayınevi :Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı : 456


"Arkama bakarak koşuyordum. Bu büyük kaçış, yarıda kalmamalıydı. Hayatımı tükettiğim o evden kurtulmuşken bu kadar çabuk yakalanamazdım. Özgürlük kelimesi, benim için sadece sözlükte yer alan, tadamayacağımı sandığım, yaşayamayacağımı bildiğim bir kavram olarak kalmamalıydı. Düşüncelerim bir şeye çarpmamla dağıldı ve işte o an sanırım bütün korkum tavan yaptı. Bacaklarımın titremesiyle kalbimin atışı aynı oranda arttı. Çarptığım şeyle gözlerimi kapattım ve ağzımdan çıkacak olan çığlığa engel olacak hiçbir savunmam olmaksızın kendimi salıverdim. Bir el tarafından tutulmuştum. Korkuyla gözlerimi sımsıkı kapattım. Ve o an anladım üşüdüğümü... Yakalanmış mıydım? O soğuk dört duvar arasına geri mi dönecektim şimdi? O yıllarca hayalini kurduğum büyük kaçış gerçekleşmeyecek miydi?"

Dört duvar arasında büyümüş ürkek bir kızdı Ayşe. Yirmili yaşlarına kadar hayatını tükettiği öz amcasının evinde bir esirden farkı yoktu. Bu esaretin sebebini bir gün anlayacak ve o gün hayatına yeni bir yön verebilecekti. Ama şimdi, o evde ölümü beklemektense kendini ne ile karşılaşacağını bilmediği bir maceraya atması verdiği en doğru karardı. Bu kaçış ona yeni bir hayat sunabilirdi. Denemeye değmez miydi?

Cesur, yakışıklı, ne istediğini bilen genç bir iş adamıydı Ali. Duru güzelliği, onunla ilk göz göze geleni büyüleyebilecek kadar etkileyici olan ürkek kızla karşı karşıya geldiğinde hissettiği şeyin aşk olduğunu anlamıştı. Ali, Ayşe'nin sığınabileceği en güvenli limandı ve kaçışının amacına ulaşması için buna mecburdu. Ali ile Ayşe'yi bekleyen heyecan dolu macera ise bundan sonra başlayacaktı.

Büyük Kaçış Zemheri, umudun, hayata bağlılığın, ilk aşkın ve yaşanmak istenen hayata kaçışın hikâyesi.


                                                            Kozmokitap
Scroll To Top